È®(JáÑ)Zíí
06-18-2007, 12:25 AM
Kedimde Bir Sağlık Sorunu Olduğunu Nasıl Anlayabilirim?
KEDİNİZDE BİR SAĞLIK SORUNUNA İŞARET EDEN BELİRTİLER
Kedinizin dış görünümünü, yeme ve tuvalet alışkanlıklarını, davranış biçimlerini yakından gözlemlemek hem olası bir sağlık sorununu zamanında fark etmenizi, hem de bir sağlık sorunuyla veterinere başvurduğunuzda ona gerekli bilgileri verebilmenizi sağlar. Aşağıdaki belirtilerden herhangi birini gözlemlediğinizde hiç vakit kaybetmeden veteriner hekiminize başvurun.
* Burun, göz, kulaklar veya üreme organlarında akıntı,
* İştahsızlık, kusma, hızlı kilo kaybı ya da artışı veya su tüketiminde gözle görülür bir artış,
* İdrar yapma veya dışkılamada güçlük, her zamankinden daha fazla ya da az yapma, ishal ya da kabızlık,
* İdrar veya dışkı renginde değişiklik, idrar kaçırma ya da dışkı kaçırma,
* Sık sık tuvalet kabına giderek kazma, az miktarda ya da hiç idrar yapmadan kalkma, kesik kesik idrar yapma ya da evin farklı bölgelerine idrar yapma,
* Vücudunda şişlik, topallama, ayağa kalkarken, sıçrarken ya da yatarken güçlük çektiğini belirten davranışlar,
* Hareket ederken eşyalara çarpma ya da sallantılı yürüyüş,
* Ani saldırganlık ya da halsizlik, uyuşukluk hali, vücutta titreme,
* Devam eden öksürük, hapşırma, sürekli ağzı açarak nefes alma,
* Üçüncü göz kapağının (gözün iç kısmından çıkarak gözü kaplayan beyaz zar görünümlü göz kapağının) sürekli görünür olması, göz beyazlarında kanlanma ya da gözbebeğinde asimetri,
* Sık sık başı iki yana sallama, vücudun belli bir yerini sürekli yalama ya da dişleme,
* Kepeklenme, deride renk değişikliği, deri döküntüleri, aşırı miktarda tüy dökme, bölgesel tüy dökülmesi, tüylerde matlaşma,
* Nefeste kötü koku, yiyecek yemede güçlük, ağız ve dilde tahriş ya da yara benzeri görüntüler, salyada artış,
* Vücutta asimetri,
* Yüzde şişme,
* Seslere karşı tepkisiz kalma ya da ona arkasından yaklaştığınızda sizi gördüğünde irkilmesi, korkması gibi sağırlığa işaret eden belirtiler.
Kedinizde yukarıdaki belirtiler dışında olağandan farklı bir durum gözlemlediğinizde de veteriner hekiminize danışmayı ihmal etmeyin. Kedinizle sürekli birlikte olan ve onu en iyi tanıyan kişi siz olduğunuza göre, kediniz için olağandışı bir durumu en kolay fark edecek olan da yine sizsiniz.
Kedilerle ilgili Sağlık konu (2)
Bulaşıcı Hastalıklar ve Aşılar
BULAŞICI HASTALIKLAR VE AŞILAR
Aşılar, bağışıklık sistemini harekete geçiren ve vücudu hastalığa neden olan virüslerle karşılaştığında kendini gerektiği şekilde savunmaya hazırlayan ürünlerdir. Evcil hayvanlarımız için hayati tehlike içeren hastalıklar son derece yaygın ve bulaşıcı oldukları için, kedilerimizi bu hastalıklara karşı aşılatmak sağlıklı bir yaşam sürebilmeleri için atmamız gereken en önemli adımlardan biridir. Kedinize en uygun aşı takvimi, yaşına ve sağlık durumuna göre veterineriniz tarafından belirlenecektir.
Çoğunlukla aşı olan kedilerde hemen hemen hiçbir yan etki görülmez. En sık görülen yan etkiler aşı bölgesinde ağrı, kısa süreli ateş, halsizlik ve iştahsızlıktır. Bu belirtiler hafif seyreder ve aşı yapıldıktan sonraki 24 - 48 saat içinde kaybolur. Daha ağır seyreden ya da uzun süren belirtiler görüldüğü takdirde veteriner hekime başvurulmalıdır.
Çok nadiren de olsa, istenmeyen aşı reaksiyonları gelişebilir. Eğer aşı sonrasında kedinizde kusma, ishal, tüm vücutta şiddetli kaşınma, solunum güçlüğü, denge kaybı, yüz veya bacaklarda şişme gibi belirtilerden herhangi birini görürseniz hiç vakit kaybetmeden veterinerinize başvurun.
Unutulmaması gereken bir nokta, aşıların koruyucu özelliği olduğu fakat tedavi edici özelliği olmadığıdır. Bu nedenle kedilerimizi bu hastalıklarla karşılaşmadan önce aşılatmamız gerekir. Bir başka nokta da, kedilerin sağlığını tehdit eden her bulaşıcı hastalığın aşısı olmadığı gerçeğidir. Ayrıca, hiçbir aşının yüzde yüz koruma sağladığı söylenemez. Dolayısıyla, aşıları tam dahi olsa sağlıklı kedileri hastalık riski taşıyan kedilerle aynı ortamda bulundurmaktan kaçınmamız gerekir. Buna ek olarak hasta veya hastalık riski taşıyan kedilerle temastan sonra ellerimizi bol su ve sabunla yıkamalı, giysilerimizi değiştirmeli ve mama, su kapları, taşıma kutuları, tuvalet kapları vb. eşyaların ortak kullanımından kaçınmalıyız. Hasta veya hastalık riski taşıyan bir kedi için kullandığımız eşyaları (örneğin taşıma kutusunu veyahut üzerinde yattığı örtüleri) diğer kediler için de kullanmak zorunda kalırsak, bu eşyaları çamaşır suyunda bekletip durulayarak dezenfekte etmeli ve güneş ışığı alan bir yerde kurutmalıyız. Benzer şekilde hasta kedinin bulunduğu ortam da dezenfekte edilmeli ve havalandırılmalıdır.
Feline Panleukopenia (FP)
Halk arasında “kedi gençlik hastalığı” olarak da bilinen FP, kedilerin bulunduğu her ortamda görülebilen son derece bulaşıcı bir viral hastalıktır. Her yaştan kedi bu hastalığa yakalanabilir. Yavru kediler, hasta kediler ya da yeterince bağışıklık kazanmamış kediler en çok risk altındandır. Sokakta yaşayan yetişkin kedilerin bağışıklık kazanmış olma olasılığı daha yüksek olduğu için hastalığa yakalanmaları daha nadir görülür. Özellikle yaz aylarında şehirlerde FP salgınına sıkça rastlanır. Yetiştirme çiftlikleri, pet shoplar, barınaklar gibi kedilerin toplu halde bulunduğu yerlerde de FP salgınları görülebilir. FP, köpeklere ya da insanlara bulaşmaz.
FP, kediden kediye doğrudan temas yoluyla bulaşır. Enfeksiyon kaynağı genellikle dışkı olsa da, diğer vücut salgılarında da virüs bulunabilir. Sağlıklı bir kedi, FP hastalığı taşıyan bir kediyle doğrudan temas etmese de, hasta kediyle aynı ortamda bulunduğu ya da aynı eşyaları kullandığı takdirde hastalığı kapabilir. Örneğin hasta kedinin yattığı yerde yatması, aynı tuvaleti, mama veya su kaplarını kullanması hastalığın bulaşması için yeterli nedenlerdir. Benzer şekilde, hasta bir kediyle temas etmiş insanların ellerine ve kıyafetlerine bulaşan vücut salgılarından da sağlıklı bir kediye hastalık bulaşabilir.
FP virüsü, son derece dirençli bir virüstür. Pek çok kimyasal maddeye karşı dirençlidir ve oda sıcaklığında bir yıl kadar yaşayabilir. Bir kediyi dış dünyadan tamamıyla izole etmek mümkün olmadığı için, aşılanmamış bir kediyi FP virüsünden korumak da olanaksızdır.
FP karmaşık semptomlarla seyreden bir hastalıktır. Kimi kediler hastalığı orta şiddette geçirirken, kimileri son derece ağır geçirebilir ve hastalık ölümle sonuçlanabilir. Belirtileri çok çeşitli olduğu için kedi sahipleri çoğu zaman hastalığı erken dönemde fark edemezler. FP virüsü bağışıklık sistemini zayıflatarak kediyi bakteriyel enfeksiyonlara ve pek çok başka sağlık sorununa karşı da savunmasız hale getirir. FP özellikle yavru kedilerde ölümle sonuçlanma oranı çok yüksek olan bir hastalıktır. Yetişkin kedilerde eğer başlangıç aşamasında tespit edilir ve uygun tedaviye başlanırsa yaşama şansı daha fazladır. Tedavi, bağışıklık sistemini destekleyici uygulamalarla kısıtlıdır çünkü FP virüsü antibiyotiklerle öldürülemez. FP teşhisi konan bir kediye su kaybını telafi edecek, gerekli besinleri sağlayacak ve olası bakteriyel enfeksiyonları önleyecek bir tedavi uygulanır. Hastalığa hamileyken yakalanan kediler hastalığı çok hafif geçirseler de doğan yavrularda ağır beyin hasarları görülebilir.
FP hastalığı geçiren bir kedide görülebilecek ilk belirtiler halsizlik, iştahsızlık, yüksek ateş, kusma ve su kaybıdır. Genellikle ilk yüksek ateşi izleyen üç dört gün içinde hastalık hızla ilerler. Bu dönemde ishal, kansızlık ve sürekli kusma görülebilir. FP son derece yaygın bir hastalık olmasının yanı sıra, belirtileri çok çeşitli olduğu için bu belirtilerden herhangi biri görüldüğü takdirde hiç vakit kaybedilmeden veterinere başvurulmalıdır.
FP hastası bir kedi mutlaka diğer kedilerden ayrı tutulmalı, bulunduğu ortamın temizliğine büyük özen gösterilmeli, ortam ne çok sıcak ne de soğuk olmalı, kullandığı eşyalar sık sık dezenfekte edilmelidir. Ayrıca hasta kediyle aynı ortamda bulunmuş kediler dikkatle takip edilmelidir.
FP hastalığı geçirmiş kediler çoğunlukla hayatları boyunca korunmalarına yeterli ölçüde bağışıklık kazanırlar. Yavru kedilerin annelerinden bağışıklık almaları da mümkündür fakat bu bağışıklık geçicidir ve koruyuculuğu annede varolan antikor seviyesine bağlıdır.
FP’ye karşı en güvenli korunma yöntemi aşıdır. Aşı sayesinde kedinin vücudunda bu virüse karşı korunmasını sağlayan antikorlar üretilir.
Üst Solunum Yolu Hastalıkları
Rhinotracheitis, Calicivirus ve Pneumonitis, kedilerin üst solunum yolunu etkileyen bulaşıcı hastalıklardır. Hastalığı taşıyan kedilerin diğer kedilere bulaştırma riski son derece yüksektir. Kediniz için hayati tehlike anlamına gelen bu üç hastalık kediden kediye direk temasla bulaşabileceği gibi, hapşırma, öksürme yoluyla havaya dağılan parçacıklardan, hasta kediyle temas etmiş kişilerin ellerinden veya giysilerinden, ortak kullanılan eşyalardan (mama, su kabı gibi) bulaşabilir.
Bu hastalıklardan herhangi birine yakalanan kedilerde ateş, iştahsızlık, öksürük, hapşırma, soluk almada güçlük, halsizlik gibi şiddetli soğuk algınlığı belirtileri görülür. Bunlara gözlerde akıntı, ağız ve dilde yaralar eşlik edebilir. Ağızdaki yaralar ve burun tıkanıklığı nedeniyle kedi koku alamaz ve yemek yiyemez hale gelir. Gözler iltihap nedeniyle kapanır, içeride biriken iltihap gözün üst tabakasında ağır hasara yol açabilir. Zamanında müdahale edilmediği takdirde kedi hayatta kalsa bile bir veya iki gözünü birden kaybedebilir. Özellikle yavru ve yaşlı kedilerde hızlı bir ölümle sonuçlanma oranı çok yüksek olan bu hastalıklardan en iyi korunma yöntemi aşıdır.
Feline Leukemia Virus – FeLV (Kedi Lösemisi)
FeLV, kedinin bağışıklık sistemini etkileyen ve genellikle ölümle sonuçlanan bir hastalıktır. Bağışıklık sisteminin zayıflaması, löseminin yanı sıra kedinin başka hastalıklara karşı da savunmasız hale gelmesine neden olur. İleri safhalarda iç organlarda ve lenf düğümlerinde oluşan tümörler eşlik edebilir.
FeLV, salya, dışkı, idrar ve kan yoluyla bulaşır. Öksürük, hapşırma yoluyla havaya saçılan parçacıklar da bulaşma nedeni olabilir. Mama, su kapları ve tuvalet kaplarının ortak kullanımı hastalığın bulaşmasına aracı olabilirler. FeLV virüsü sıcak ve kuru ortamlarda uzun süre hayatta kalamaz ve her evde bulunan temizlik maddeleriyle öldürülmesi mümkündür. FeLV virüsü, bulaştığı kedinin vücudunda hiçbir hastalık belirtisi göstermeden yıllarca kalabilir.
FeLV hastalığının belirtileri kilo kaybı, tekrar eden ya da kronik hastalıklar, halsizlik, kansızlık, yüksek ateş, ishal ya da kabızlık, normal dışı soluk alma olarak sıralanabilir. FeLV virüsünün varlığını tespit etmek için kan testi yapılması gerekir.
Yakın geçmişe kadar bu ölümcül hastalığa karşı korunma sağlayan bir aşı yoktu. Fakat yeni geliştirilmiş, etkisiz hale getirilmiş virüs içeren aşılar sayesinde kedileri bu hastalıktan korumak mümkündür.
*Eğer kediniz bu hastalıklardan birine yakalandıysa ya da hasta bir kedinin bakımını üstlendiyseniz, sizden göreceği ilgi ve sevginin hastalıkla mücadelesinde en büyük desteği olacağını daima aklınızda bulundurun. Kediniz gerek görülürse bir süre klinikte kalacaktır. Bu süre içinde ve taburcu olduktan sonra mümkün mertebe onun yanında olun, onu okşayın, yumuşak bir sesle konuşun ve gerekirse tamamen iyileşinceye kadar mamasını elinizden yedirin. Unutmayın, bir tedavinin başarılı olmasındaki en büyük etkenlerden biri hastanın yaşama arzusudur. Kedinizi hayata bağlayacak olan en büyük etken de sizin sevginiz ve yakın ilginizdir.
Kedilerle ilgili Sağlık konu (3)
Parazitler
PARAZİTLER
İç Parazitler
Tenya, kancalı kurt gibi iç parazitler kedinizin vücudunda yerleşerek hem kedinizin aldığı gıdalardaki yaşamsal besin değerlerini emerler, hem de iştahsızlık, enerji kaybı, kansızlık hatta ölüme kadar varan pek çok rahatsızlığa sebep olurlar. İç parazitler özellikle yavru kediler için oldukça tehlikelidir. Kedinizi iç parazitlere karşı korumak ve varolan parazitlerden kurtulmasını sağlamak için en uygun yöntemi veterineriniz belirleyecektir.
Dış Parazitler
Pire, bit ve kene gibi dış parazitler evcil hayvanlarımıza musallat olan istenmeyen misafirlerdir. Eviniz ne kadar temiz olursa olsun, kediniz bu parazitleri taşıyor olabilir. Parazitler yalnızca kaşıntı, kızarıklık gibi rahatsızlıklara değil; ciddi cilt hastalıklarına da yol açabilirler. Dahası, kedilerimiz için hayati tehlike içeren iç parazit yumurtalarının ve bulaşıcı hastalıkların da taşıyıcısı olabilirler. Bu nedenle kedilerimizi bu parazitlerden arındırmamız ve korumamız gerekir.
Dış parazitlerin en yaygın olanı pirelerdir. Pireler sıcak ortamlarda yaşarlar ve köpeklerden kedilere, kedilerden kedilere hatta bahçelerden balkonlara ve buralardan kedilerimize sıçrayarak yeni kurbanlarının üzerinde yaşamaya başlarlar. Pirenin ortalama ömrü 30 gündür. Yumurtaları soğuk ortamlarda hareketsizdir fakat ortam yeterli sıcaklıktaysa yumurtalar larvalara, larvalar da pirelere dönüşür.
Pirelerden kurtulmak için yalnızca kedinize pire tedavisi uygulatmak yeterli olmayacaktır. Kedinizin yattığı yerlerdeki örtüleri yıkamalı, gerekirse evinizi ilaçlatmayı da düşünmelisiniz. Evinizi düzenli olarak emiş gücü yüksek bir elektrikli süpürgeyle temizlemek de, yumurta ve larvalardan kurtulmanızı sağlayacaktır.
Kedinizin pirelerden arınması için en uygun yöntemi veterinerinize başvurarak öğrenebilirsiniz. Piyasada bulunan pire damlalarını ve spreylerini ne şekilde ve ne miktarda uygulayacağınızı da muhakkak bir veterinere danışmalısınız.
Bitler
Bitler kedinizin kanını emen ve pek çok deri rahatsızlığına neden olan parazitlerdir. Çok küçük oldukları için gözden kolaylıkla kaçabilirler. Özellikle yavru kediler için tehlikeli parazitlerdir. Kedinizde bit olup olmadığını ve varsa en uygun tedavi ve korunma yöntemini veterinerinize danışarak öğrenebilirsiniz.
Keneler
Dış parazitlerin en inatçısı ve dayanıklısı kenelerdir. Sık çalılıklar, ağaç gövdeleri gibi yerlerde konakladıkları için genellikle bahçeye ya da sokağa çıkan kedilerde görülürler.
Kedinizde kene olup olmadığını anlamak için günlük tüy fırçalama ya da tarama esnasında tüylerinin arasına dikkatlice bakın. Kenenin dış görünümü minik bir tohumu andırır. Keneler için en uygun barınma yerleri boyun çevresi, ayak parmaklarının arası, bacakların iç kısımları gibi girintili kısımlardır.
Keneler ciddi cilt hastalıklarının yanı sıra insanlar ve evcil hayvanlar için tehlikeli olan pek çok bulaşıcı hastalığın da taşıyıcısı olabilirler. Eğer kedinizde kene tespit ederseniz derhal veterinerinize başvurun. Hem kedinizin üzerinde, hem de evinizde yerleşmiş olabilecek kenelerden kurtulmanın en etkili yöntemlerini yine veterinerinizden öğrenebilirsiniz.
Kulak Uyuzu
Kulak uyuzuna neden olan mite denen mikroskobik yaratıklar, kediniz için büyük bir sıkıntı kaynağıdır. Çoğunlukla kulak uyuzu ancak ileri safhalarda fark edilir. Bu nedenle kedinizi her veterinere götürdüğünüzde kulaklarını da muayene ettirmenizde fayda vardır.
Kulak uyuzu zamanında tespit ve tedavi edilmezse beraberinde bakterilerin neden olduğu kulak enfeksiyonlarını getirir. Bunun nedeni, bakterilerin mite’ların açtığı deliklerden canlı dokuya kolaylıkla ulaşmalarıdır. Tedavi edilmediği takdirde bu enfeksiyonlar kulaktan beyine kadar giderek ölüme neden olabilirler.
Kulak uyuzu kediniz için son derece sinir bozucu bir rahatsızlıktır. Kediniz kulaklarındaki rahatsızlık nedeniyle sürekli kulak çevresini kaşıyacak, sürekli kaşınma da deride tahrişe ve yaralanmalara yol açacaktır. Eğer kediniz sık sık kulaklarını kaşıyor, kafasını iki yana sallıyorsa onu veterinerinize götürün ve kulaklarını muayene ettirin.
Kedilerle ilgili Sağlık konu (4)
Kedilerin Kızgınlık Dönemi
KIZGINLIK DÖNEMİ
Kedilerin kızgınlık dönemi olarak adlandırılan ve çiftleşme isteği duydukları dönem, gündüz saatlerinin uzamaya başladığı zamana denk gelir. Bu sayede yavrular yiyecek kaynaklarının azaldığı ve hayatta kalma şanslarının düşük olduğu soğuk kış ayları yerine havanın ısınmaya başladığı ve anne kedinin hem kendisine hem de yavrularına daha kolay bakabileceği bahar ve yaz aylarında doğarlar.
Gündüz saatleri uzamaya başladığında, gitgide daha uzun süreler boyunca gün ışığı gören kedinin beynindeki hipotalamus bölgesi uyarılır ve FSH denen hormon üretilmeye başlar. FSH, hem yumurtalıkların yumurta üretmesini hem de östrojen hormonunun salgılanmasını sağlayarak dişi kedileri çiftleşmeye hazırlar. Bununla birlikte, yapay olarak aydınlatılan ve ısıtılan bir ev ortamında yaşayan kediler ve Siyam kedileri gibi bazı cinsler tüm yıl boyunca kızgınlık dönemi yaşayabilirler. Erkek kediler yaklaşık yedi aylık olduklarında, dişi kedilerse altıncı aydan itibaren kızgınlık belirtileri gösterebilirler.
Erkek kediler kızgınlık dönemine girdiklerinde her zamankinden farklı tonda yüksek bir sesle miyavlarlar ve yaşadıkları bölgeyi keskin kokulu bir sıvı püskürterek işaretlerler. Bunun amacı civardaki dişi kedilere varlıklarını bildirmek ve olası rakiplerinin bıraktığı kokuyu kendi kokularıyla maskelemektir. Yine bu dönemde diğer erkek kedilerle yoğun bir rekabete girerler. Çoğunlukla bu rekabet karşılıklı ses ve gövde gösterisiyle sınırlı kalsa da kimi zaman kavgalar da yaşanabilir. Üstünlüğünü kabul ettiren erkek, doğurgan döneminde olan dişi kediyle daha çok kereler çiftleşme ve soyunu sürdürme şansını kazanır.
Dişi bir kedi kızgınlık dönemine girdiğinde çoğu zaman kulağa acıklı gelen bir sesle miyavlamaya ve her zamankinden daha fazla ilgi beklediğini gösteren davranışlar sergilemeye başlar. Sık sık yere yatıp yuvarlanarak karnını açar, gövdesinin ön kısmını yere yapıştırıp arkasını havaya kaldırarak ön patileriyle olduğu yerde sayar. Sokak kapısının önünde, pencerede ya da evin yankı yapan yerlerinde yüksek sesle miyavlamasının nedeni sesini çevredeki erkek kedilere duyurmak ve çiftleşmeye hazır olduğunu haber vermektir.
Dişi bir kedi hamile kalıncaya dek pek çok kereler çiftleşebilir. Kızgınlık dönemi ortalama dört-altı gün sürer. Bu zaman zarfında çok sayıda erkek kediyle çiftleşerek yumurtaların en sağlıklı ve güçlü erkek tarafından döllenmesini güvence altına alır. Yumurtaların rahime ulaşmaları iki gün sürebildiği ve erkek kedi spermleri günlerce hayatta kalabildiği için yumurtalar farklı erkek kedilerin spermleri tarafından döllenebilir. Bir başka deyişle, bir batında doğan yavruların yavruların babaları farklı olabilir.
Eğer kızgınlık döneminde çiftleşme gerçekleşmezse yumurtalıklar yumurta üretmezler ve dişi kedi, iki günden iki haftaya kadar uzayabilen bir sürenin ardından tekrar kızgınlık dönemine girer. Eğer çiftleşme gerçekleşir ve dişi kedi hamile kalırsa hamileliğin sonuna kadar bir daha kızgınlık dönemine girmez.
KEDİNİZDE BİR SAĞLIK SORUNUNA İŞARET EDEN BELİRTİLER
Kedinizin dış görünümünü, yeme ve tuvalet alışkanlıklarını, davranış biçimlerini yakından gözlemlemek hem olası bir sağlık sorununu zamanında fark etmenizi, hem de bir sağlık sorunuyla veterinere başvurduğunuzda ona gerekli bilgileri verebilmenizi sağlar. Aşağıdaki belirtilerden herhangi birini gözlemlediğinizde hiç vakit kaybetmeden veteriner hekiminize başvurun.
* Burun, göz, kulaklar veya üreme organlarında akıntı,
* İştahsızlık, kusma, hızlı kilo kaybı ya da artışı veya su tüketiminde gözle görülür bir artış,
* İdrar yapma veya dışkılamada güçlük, her zamankinden daha fazla ya da az yapma, ishal ya da kabızlık,
* İdrar veya dışkı renginde değişiklik, idrar kaçırma ya da dışkı kaçırma,
* Sık sık tuvalet kabına giderek kazma, az miktarda ya da hiç idrar yapmadan kalkma, kesik kesik idrar yapma ya da evin farklı bölgelerine idrar yapma,
* Vücudunda şişlik, topallama, ayağa kalkarken, sıçrarken ya da yatarken güçlük çektiğini belirten davranışlar,
* Hareket ederken eşyalara çarpma ya da sallantılı yürüyüş,
* Ani saldırganlık ya da halsizlik, uyuşukluk hali, vücutta titreme,
* Devam eden öksürük, hapşırma, sürekli ağzı açarak nefes alma,
* Üçüncü göz kapağının (gözün iç kısmından çıkarak gözü kaplayan beyaz zar görünümlü göz kapağının) sürekli görünür olması, göz beyazlarında kanlanma ya da gözbebeğinde asimetri,
* Sık sık başı iki yana sallama, vücudun belli bir yerini sürekli yalama ya da dişleme,
* Kepeklenme, deride renk değişikliği, deri döküntüleri, aşırı miktarda tüy dökme, bölgesel tüy dökülmesi, tüylerde matlaşma,
* Nefeste kötü koku, yiyecek yemede güçlük, ağız ve dilde tahriş ya da yara benzeri görüntüler, salyada artış,
* Vücutta asimetri,
* Yüzde şişme,
* Seslere karşı tepkisiz kalma ya da ona arkasından yaklaştığınızda sizi gördüğünde irkilmesi, korkması gibi sağırlığa işaret eden belirtiler.
Kedinizde yukarıdaki belirtiler dışında olağandan farklı bir durum gözlemlediğinizde de veteriner hekiminize danışmayı ihmal etmeyin. Kedinizle sürekli birlikte olan ve onu en iyi tanıyan kişi siz olduğunuza göre, kediniz için olağandışı bir durumu en kolay fark edecek olan da yine sizsiniz.
Kedilerle ilgili Sağlık konu (2)
Bulaşıcı Hastalıklar ve Aşılar
BULAŞICI HASTALIKLAR VE AŞILAR
Aşılar, bağışıklık sistemini harekete geçiren ve vücudu hastalığa neden olan virüslerle karşılaştığında kendini gerektiği şekilde savunmaya hazırlayan ürünlerdir. Evcil hayvanlarımız için hayati tehlike içeren hastalıklar son derece yaygın ve bulaşıcı oldukları için, kedilerimizi bu hastalıklara karşı aşılatmak sağlıklı bir yaşam sürebilmeleri için atmamız gereken en önemli adımlardan biridir. Kedinize en uygun aşı takvimi, yaşına ve sağlık durumuna göre veterineriniz tarafından belirlenecektir.
Çoğunlukla aşı olan kedilerde hemen hemen hiçbir yan etki görülmez. En sık görülen yan etkiler aşı bölgesinde ağrı, kısa süreli ateş, halsizlik ve iştahsızlıktır. Bu belirtiler hafif seyreder ve aşı yapıldıktan sonraki 24 - 48 saat içinde kaybolur. Daha ağır seyreden ya da uzun süren belirtiler görüldüğü takdirde veteriner hekime başvurulmalıdır.
Çok nadiren de olsa, istenmeyen aşı reaksiyonları gelişebilir. Eğer aşı sonrasında kedinizde kusma, ishal, tüm vücutta şiddetli kaşınma, solunum güçlüğü, denge kaybı, yüz veya bacaklarda şişme gibi belirtilerden herhangi birini görürseniz hiç vakit kaybetmeden veterinerinize başvurun.
Unutulmaması gereken bir nokta, aşıların koruyucu özelliği olduğu fakat tedavi edici özelliği olmadığıdır. Bu nedenle kedilerimizi bu hastalıklarla karşılaşmadan önce aşılatmamız gerekir. Bir başka nokta da, kedilerin sağlığını tehdit eden her bulaşıcı hastalığın aşısı olmadığı gerçeğidir. Ayrıca, hiçbir aşının yüzde yüz koruma sağladığı söylenemez. Dolayısıyla, aşıları tam dahi olsa sağlıklı kedileri hastalık riski taşıyan kedilerle aynı ortamda bulundurmaktan kaçınmamız gerekir. Buna ek olarak hasta veya hastalık riski taşıyan kedilerle temastan sonra ellerimizi bol su ve sabunla yıkamalı, giysilerimizi değiştirmeli ve mama, su kapları, taşıma kutuları, tuvalet kapları vb. eşyaların ortak kullanımından kaçınmalıyız. Hasta veya hastalık riski taşıyan bir kedi için kullandığımız eşyaları (örneğin taşıma kutusunu veyahut üzerinde yattığı örtüleri) diğer kediler için de kullanmak zorunda kalırsak, bu eşyaları çamaşır suyunda bekletip durulayarak dezenfekte etmeli ve güneş ışığı alan bir yerde kurutmalıyız. Benzer şekilde hasta kedinin bulunduğu ortam da dezenfekte edilmeli ve havalandırılmalıdır.
Feline Panleukopenia (FP)
Halk arasında “kedi gençlik hastalığı” olarak da bilinen FP, kedilerin bulunduğu her ortamda görülebilen son derece bulaşıcı bir viral hastalıktır. Her yaştan kedi bu hastalığa yakalanabilir. Yavru kediler, hasta kediler ya da yeterince bağışıklık kazanmamış kediler en çok risk altındandır. Sokakta yaşayan yetişkin kedilerin bağışıklık kazanmış olma olasılığı daha yüksek olduğu için hastalığa yakalanmaları daha nadir görülür. Özellikle yaz aylarında şehirlerde FP salgınına sıkça rastlanır. Yetiştirme çiftlikleri, pet shoplar, barınaklar gibi kedilerin toplu halde bulunduğu yerlerde de FP salgınları görülebilir. FP, köpeklere ya da insanlara bulaşmaz.
FP, kediden kediye doğrudan temas yoluyla bulaşır. Enfeksiyon kaynağı genellikle dışkı olsa da, diğer vücut salgılarında da virüs bulunabilir. Sağlıklı bir kedi, FP hastalığı taşıyan bir kediyle doğrudan temas etmese de, hasta kediyle aynı ortamda bulunduğu ya da aynı eşyaları kullandığı takdirde hastalığı kapabilir. Örneğin hasta kedinin yattığı yerde yatması, aynı tuvaleti, mama veya su kaplarını kullanması hastalığın bulaşması için yeterli nedenlerdir. Benzer şekilde, hasta bir kediyle temas etmiş insanların ellerine ve kıyafetlerine bulaşan vücut salgılarından da sağlıklı bir kediye hastalık bulaşabilir.
FP virüsü, son derece dirençli bir virüstür. Pek çok kimyasal maddeye karşı dirençlidir ve oda sıcaklığında bir yıl kadar yaşayabilir. Bir kediyi dış dünyadan tamamıyla izole etmek mümkün olmadığı için, aşılanmamış bir kediyi FP virüsünden korumak da olanaksızdır.
FP karmaşık semptomlarla seyreden bir hastalıktır. Kimi kediler hastalığı orta şiddette geçirirken, kimileri son derece ağır geçirebilir ve hastalık ölümle sonuçlanabilir. Belirtileri çok çeşitli olduğu için kedi sahipleri çoğu zaman hastalığı erken dönemde fark edemezler. FP virüsü bağışıklık sistemini zayıflatarak kediyi bakteriyel enfeksiyonlara ve pek çok başka sağlık sorununa karşı da savunmasız hale getirir. FP özellikle yavru kedilerde ölümle sonuçlanma oranı çok yüksek olan bir hastalıktır. Yetişkin kedilerde eğer başlangıç aşamasında tespit edilir ve uygun tedaviye başlanırsa yaşama şansı daha fazladır. Tedavi, bağışıklık sistemini destekleyici uygulamalarla kısıtlıdır çünkü FP virüsü antibiyotiklerle öldürülemez. FP teşhisi konan bir kediye su kaybını telafi edecek, gerekli besinleri sağlayacak ve olası bakteriyel enfeksiyonları önleyecek bir tedavi uygulanır. Hastalığa hamileyken yakalanan kediler hastalığı çok hafif geçirseler de doğan yavrularda ağır beyin hasarları görülebilir.
FP hastalığı geçiren bir kedide görülebilecek ilk belirtiler halsizlik, iştahsızlık, yüksek ateş, kusma ve su kaybıdır. Genellikle ilk yüksek ateşi izleyen üç dört gün içinde hastalık hızla ilerler. Bu dönemde ishal, kansızlık ve sürekli kusma görülebilir. FP son derece yaygın bir hastalık olmasının yanı sıra, belirtileri çok çeşitli olduğu için bu belirtilerden herhangi biri görüldüğü takdirde hiç vakit kaybedilmeden veterinere başvurulmalıdır.
FP hastası bir kedi mutlaka diğer kedilerden ayrı tutulmalı, bulunduğu ortamın temizliğine büyük özen gösterilmeli, ortam ne çok sıcak ne de soğuk olmalı, kullandığı eşyalar sık sık dezenfekte edilmelidir. Ayrıca hasta kediyle aynı ortamda bulunmuş kediler dikkatle takip edilmelidir.
FP hastalığı geçirmiş kediler çoğunlukla hayatları boyunca korunmalarına yeterli ölçüde bağışıklık kazanırlar. Yavru kedilerin annelerinden bağışıklık almaları da mümkündür fakat bu bağışıklık geçicidir ve koruyuculuğu annede varolan antikor seviyesine bağlıdır.
FP’ye karşı en güvenli korunma yöntemi aşıdır. Aşı sayesinde kedinin vücudunda bu virüse karşı korunmasını sağlayan antikorlar üretilir.
Üst Solunum Yolu Hastalıkları
Rhinotracheitis, Calicivirus ve Pneumonitis, kedilerin üst solunum yolunu etkileyen bulaşıcı hastalıklardır. Hastalığı taşıyan kedilerin diğer kedilere bulaştırma riski son derece yüksektir. Kediniz için hayati tehlike anlamına gelen bu üç hastalık kediden kediye direk temasla bulaşabileceği gibi, hapşırma, öksürme yoluyla havaya dağılan parçacıklardan, hasta kediyle temas etmiş kişilerin ellerinden veya giysilerinden, ortak kullanılan eşyalardan (mama, su kabı gibi) bulaşabilir.
Bu hastalıklardan herhangi birine yakalanan kedilerde ateş, iştahsızlık, öksürük, hapşırma, soluk almada güçlük, halsizlik gibi şiddetli soğuk algınlığı belirtileri görülür. Bunlara gözlerde akıntı, ağız ve dilde yaralar eşlik edebilir. Ağızdaki yaralar ve burun tıkanıklığı nedeniyle kedi koku alamaz ve yemek yiyemez hale gelir. Gözler iltihap nedeniyle kapanır, içeride biriken iltihap gözün üst tabakasında ağır hasara yol açabilir. Zamanında müdahale edilmediği takdirde kedi hayatta kalsa bile bir veya iki gözünü birden kaybedebilir. Özellikle yavru ve yaşlı kedilerde hızlı bir ölümle sonuçlanma oranı çok yüksek olan bu hastalıklardan en iyi korunma yöntemi aşıdır.
Feline Leukemia Virus – FeLV (Kedi Lösemisi)
FeLV, kedinin bağışıklık sistemini etkileyen ve genellikle ölümle sonuçlanan bir hastalıktır. Bağışıklık sisteminin zayıflaması, löseminin yanı sıra kedinin başka hastalıklara karşı da savunmasız hale gelmesine neden olur. İleri safhalarda iç organlarda ve lenf düğümlerinde oluşan tümörler eşlik edebilir.
FeLV, salya, dışkı, idrar ve kan yoluyla bulaşır. Öksürük, hapşırma yoluyla havaya saçılan parçacıklar da bulaşma nedeni olabilir. Mama, su kapları ve tuvalet kaplarının ortak kullanımı hastalığın bulaşmasına aracı olabilirler. FeLV virüsü sıcak ve kuru ortamlarda uzun süre hayatta kalamaz ve her evde bulunan temizlik maddeleriyle öldürülmesi mümkündür. FeLV virüsü, bulaştığı kedinin vücudunda hiçbir hastalık belirtisi göstermeden yıllarca kalabilir.
FeLV hastalığının belirtileri kilo kaybı, tekrar eden ya da kronik hastalıklar, halsizlik, kansızlık, yüksek ateş, ishal ya da kabızlık, normal dışı soluk alma olarak sıralanabilir. FeLV virüsünün varlığını tespit etmek için kan testi yapılması gerekir.
Yakın geçmişe kadar bu ölümcül hastalığa karşı korunma sağlayan bir aşı yoktu. Fakat yeni geliştirilmiş, etkisiz hale getirilmiş virüs içeren aşılar sayesinde kedileri bu hastalıktan korumak mümkündür.
*Eğer kediniz bu hastalıklardan birine yakalandıysa ya da hasta bir kedinin bakımını üstlendiyseniz, sizden göreceği ilgi ve sevginin hastalıkla mücadelesinde en büyük desteği olacağını daima aklınızda bulundurun. Kediniz gerek görülürse bir süre klinikte kalacaktır. Bu süre içinde ve taburcu olduktan sonra mümkün mertebe onun yanında olun, onu okşayın, yumuşak bir sesle konuşun ve gerekirse tamamen iyileşinceye kadar mamasını elinizden yedirin. Unutmayın, bir tedavinin başarılı olmasındaki en büyük etkenlerden biri hastanın yaşama arzusudur. Kedinizi hayata bağlayacak olan en büyük etken de sizin sevginiz ve yakın ilginizdir.
Kedilerle ilgili Sağlık konu (3)
Parazitler
PARAZİTLER
İç Parazitler
Tenya, kancalı kurt gibi iç parazitler kedinizin vücudunda yerleşerek hem kedinizin aldığı gıdalardaki yaşamsal besin değerlerini emerler, hem de iştahsızlık, enerji kaybı, kansızlık hatta ölüme kadar varan pek çok rahatsızlığa sebep olurlar. İç parazitler özellikle yavru kediler için oldukça tehlikelidir. Kedinizi iç parazitlere karşı korumak ve varolan parazitlerden kurtulmasını sağlamak için en uygun yöntemi veterineriniz belirleyecektir.
Dış Parazitler
Pire, bit ve kene gibi dış parazitler evcil hayvanlarımıza musallat olan istenmeyen misafirlerdir. Eviniz ne kadar temiz olursa olsun, kediniz bu parazitleri taşıyor olabilir. Parazitler yalnızca kaşıntı, kızarıklık gibi rahatsızlıklara değil; ciddi cilt hastalıklarına da yol açabilirler. Dahası, kedilerimiz için hayati tehlike içeren iç parazit yumurtalarının ve bulaşıcı hastalıkların da taşıyıcısı olabilirler. Bu nedenle kedilerimizi bu parazitlerden arındırmamız ve korumamız gerekir.
Dış parazitlerin en yaygın olanı pirelerdir. Pireler sıcak ortamlarda yaşarlar ve köpeklerden kedilere, kedilerden kedilere hatta bahçelerden balkonlara ve buralardan kedilerimize sıçrayarak yeni kurbanlarının üzerinde yaşamaya başlarlar. Pirenin ortalama ömrü 30 gündür. Yumurtaları soğuk ortamlarda hareketsizdir fakat ortam yeterli sıcaklıktaysa yumurtalar larvalara, larvalar da pirelere dönüşür.
Pirelerden kurtulmak için yalnızca kedinize pire tedavisi uygulatmak yeterli olmayacaktır. Kedinizin yattığı yerlerdeki örtüleri yıkamalı, gerekirse evinizi ilaçlatmayı da düşünmelisiniz. Evinizi düzenli olarak emiş gücü yüksek bir elektrikli süpürgeyle temizlemek de, yumurta ve larvalardan kurtulmanızı sağlayacaktır.
Kedinizin pirelerden arınması için en uygun yöntemi veterinerinize başvurarak öğrenebilirsiniz. Piyasada bulunan pire damlalarını ve spreylerini ne şekilde ve ne miktarda uygulayacağınızı da muhakkak bir veterinere danışmalısınız.
Bitler
Bitler kedinizin kanını emen ve pek çok deri rahatsızlığına neden olan parazitlerdir. Çok küçük oldukları için gözden kolaylıkla kaçabilirler. Özellikle yavru kediler için tehlikeli parazitlerdir. Kedinizde bit olup olmadığını ve varsa en uygun tedavi ve korunma yöntemini veterinerinize danışarak öğrenebilirsiniz.
Keneler
Dış parazitlerin en inatçısı ve dayanıklısı kenelerdir. Sık çalılıklar, ağaç gövdeleri gibi yerlerde konakladıkları için genellikle bahçeye ya da sokağa çıkan kedilerde görülürler.
Kedinizde kene olup olmadığını anlamak için günlük tüy fırçalama ya da tarama esnasında tüylerinin arasına dikkatlice bakın. Kenenin dış görünümü minik bir tohumu andırır. Keneler için en uygun barınma yerleri boyun çevresi, ayak parmaklarının arası, bacakların iç kısımları gibi girintili kısımlardır.
Keneler ciddi cilt hastalıklarının yanı sıra insanlar ve evcil hayvanlar için tehlikeli olan pek çok bulaşıcı hastalığın da taşıyıcısı olabilirler. Eğer kedinizde kene tespit ederseniz derhal veterinerinize başvurun. Hem kedinizin üzerinde, hem de evinizde yerleşmiş olabilecek kenelerden kurtulmanın en etkili yöntemlerini yine veterinerinizden öğrenebilirsiniz.
Kulak Uyuzu
Kulak uyuzuna neden olan mite denen mikroskobik yaratıklar, kediniz için büyük bir sıkıntı kaynağıdır. Çoğunlukla kulak uyuzu ancak ileri safhalarda fark edilir. Bu nedenle kedinizi her veterinere götürdüğünüzde kulaklarını da muayene ettirmenizde fayda vardır.
Kulak uyuzu zamanında tespit ve tedavi edilmezse beraberinde bakterilerin neden olduğu kulak enfeksiyonlarını getirir. Bunun nedeni, bakterilerin mite’ların açtığı deliklerden canlı dokuya kolaylıkla ulaşmalarıdır. Tedavi edilmediği takdirde bu enfeksiyonlar kulaktan beyine kadar giderek ölüme neden olabilirler.
Kulak uyuzu kediniz için son derece sinir bozucu bir rahatsızlıktır. Kediniz kulaklarındaki rahatsızlık nedeniyle sürekli kulak çevresini kaşıyacak, sürekli kaşınma da deride tahrişe ve yaralanmalara yol açacaktır. Eğer kediniz sık sık kulaklarını kaşıyor, kafasını iki yana sallıyorsa onu veterinerinize götürün ve kulaklarını muayene ettirin.
Kedilerle ilgili Sağlık konu (4)
Kedilerin Kızgınlık Dönemi
KIZGINLIK DÖNEMİ
Kedilerin kızgınlık dönemi olarak adlandırılan ve çiftleşme isteği duydukları dönem, gündüz saatlerinin uzamaya başladığı zamana denk gelir. Bu sayede yavrular yiyecek kaynaklarının azaldığı ve hayatta kalma şanslarının düşük olduğu soğuk kış ayları yerine havanın ısınmaya başladığı ve anne kedinin hem kendisine hem de yavrularına daha kolay bakabileceği bahar ve yaz aylarında doğarlar.
Gündüz saatleri uzamaya başladığında, gitgide daha uzun süreler boyunca gün ışığı gören kedinin beynindeki hipotalamus bölgesi uyarılır ve FSH denen hormon üretilmeye başlar. FSH, hem yumurtalıkların yumurta üretmesini hem de östrojen hormonunun salgılanmasını sağlayarak dişi kedileri çiftleşmeye hazırlar. Bununla birlikte, yapay olarak aydınlatılan ve ısıtılan bir ev ortamında yaşayan kediler ve Siyam kedileri gibi bazı cinsler tüm yıl boyunca kızgınlık dönemi yaşayabilirler. Erkek kediler yaklaşık yedi aylık olduklarında, dişi kedilerse altıncı aydan itibaren kızgınlık belirtileri gösterebilirler.
Erkek kediler kızgınlık dönemine girdiklerinde her zamankinden farklı tonda yüksek bir sesle miyavlarlar ve yaşadıkları bölgeyi keskin kokulu bir sıvı püskürterek işaretlerler. Bunun amacı civardaki dişi kedilere varlıklarını bildirmek ve olası rakiplerinin bıraktığı kokuyu kendi kokularıyla maskelemektir. Yine bu dönemde diğer erkek kedilerle yoğun bir rekabete girerler. Çoğunlukla bu rekabet karşılıklı ses ve gövde gösterisiyle sınırlı kalsa da kimi zaman kavgalar da yaşanabilir. Üstünlüğünü kabul ettiren erkek, doğurgan döneminde olan dişi kediyle daha çok kereler çiftleşme ve soyunu sürdürme şansını kazanır.
Dişi bir kedi kızgınlık dönemine girdiğinde çoğu zaman kulağa acıklı gelen bir sesle miyavlamaya ve her zamankinden daha fazla ilgi beklediğini gösteren davranışlar sergilemeye başlar. Sık sık yere yatıp yuvarlanarak karnını açar, gövdesinin ön kısmını yere yapıştırıp arkasını havaya kaldırarak ön patileriyle olduğu yerde sayar. Sokak kapısının önünde, pencerede ya da evin yankı yapan yerlerinde yüksek sesle miyavlamasının nedeni sesini çevredeki erkek kedilere duyurmak ve çiftleşmeye hazır olduğunu haber vermektir.
Dişi bir kedi hamile kalıncaya dek pek çok kereler çiftleşebilir. Kızgınlık dönemi ortalama dört-altı gün sürer. Bu zaman zarfında çok sayıda erkek kediyle çiftleşerek yumurtaların en sağlıklı ve güçlü erkek tarafından döllenmesini güvence altına alır. Yumurtaların rahime ulaşmaları iki gün sürebildiği ve erkek kedi spermleri günlerce hayatta kalabildiği için yumurtalar farklı erkek kedilerin spermleri tarafından döllenebilir. Bir başka deyişle, bir batında doğan yavruların yavruların babaları farklı olabilir.
Eğer kızgınlık döneminde çiftleşme gerçekleşmezse yumurtalıklar yumurta üretmezler ve dişi kedi, iki günden iki haftaya kadar uzayabilen bir sürenin ardından tekrar kızgınlık dönemine girer. Eğer çiftleşme gerçekleşir ve dişi kedi hamile kalırsa hamileliğin sonuna kadar bir daha kızgınlık dönemine girmez.